20.09.2009

ii bayramlar.....

kilimci amca we onu meşhur oğlu...
çıkmışlar evlerinden.
amcamın yüzünde artık alıştım dercesine huzurlu bi gülmseme
yüryüşnde bi ağırbaşlılık ve acıların verdiği bi olgunluk..
bi elinde ,oğlunun eli.
o el ki,oğlunun her adımdan önce gözleri olan..
dier kolunda hanımı...
yürüyorlar yavaş yavaş ve dikkatli..

oğlunun cebinde şeker kabukları...her adımda kışırtı yapan.
dişlerinde aynada görünmeyen çürükler...
yüzünde herşeyden uzak,babasınınkine yakın bir tebessüm...
kullaklarında hassas bi inilti...
ve bunun verdiği bi sağduyu ile sorulan masum bi soru..
"geldik baba di mi?"

annenin gururlu ve kederli gülüşü...
ve arından onaylarcasına gözlerini kapatıp yaşlarını dökmesi...
çantasında; -ya evde yoksa- die hazır tuttukları kağıt ve kalemi...
kağıt üzerinde yarı okunaklı bi yazı ile "geldk,bulamadık.. ii bayramlar"
altnda ise bir imza "kilimci ailesi"

zilin bulunması ve 1-2 dkka zilin dile gelişi;
heycanlı bi çocuk sesi diafondan..
"kimo?"

daha da heycanlı sevecen;mutlu ve bayram neşesi kdar espirili bi ses tonu ile
başka bi çocuk sesi;
kilimcinin kör oğlu..

4.09.2009

yalancıktan teyyare

kalemim ucu alışık değil gün ışığına..
gözlerndeki kamaşmanın tek sorumlusu ise hayat..
hayatın ta kendisi yaptıran seçimleri bana...
belki daha farklı uyanışlarda yakalamalıydım benliğimi..
belki de ben çok yükleniorm herşeyden habersiz bu saf ışığa...
hayatın bu denli gereksiz renklere bulanmasını kaldıramıorm bazen..
güler yüzlü bi insanın sinsi bakışları gibi...
sanırm sorumsuz olmak en makul cewap bu savaşta...
ney birine yılan mı dokunmuş? banane...
sevemedm yılanı zaten sewdiim kadar yalanı..