24.02.2010

günlük rutinlimiz..

adım at boka bat....

9.02.2010

emanetcilik oynu

sar baştan tekrar oyna...
sar baştan tekrar oyna...
sar baştan tekrar oyna...
..
.
.
ne zaman kurtulursam bu kısır döngüden, o zman deişir yapı taşları ruhumun..
o zamn da hisseder,görür,işitir ve bilirim...
ama belki o zman yapabilrmde...
kaçabildiklerime arkdan yetşirim...
(ne de olsa yuvarlksın bea dünya:S )


8.02.2010

yama ha?

"üzerimdeki yamalardan göremez oldum, unuttuğum asıl rengimi "

şekilsiz şemalsiz olmaya başlıyor hayallerim..
uğrunda savaştım hayallerim?
neden kurmakta zorlanıorm artık sizi?...
noluor bana?
neden heycanla alamıorm kalemimi elime ve neden çizemiorm artık ;
olmak istediklerimi
yapmak istediklermi
görmek -gezmek istediklerimi
çekmek istedkilermi...?



biras heycan.... lütfn biras heyacan..

7.02.2010

fasülyeah

1 film sahnesi günümün
en cüretkar sonunu görmüşüm..

sıradadki bölümde nolcanı deli gibi merak etmkten nefret ederken.
devamnın gelmiyeceni bilmek tamamen nefretle dolduruormuş insanın içni..
ve çok daa fasla zorluor içindeki son kalan sabır taneciklerni..

şmdi;
kokun var üstümde;şafak ta bu sahilde...


kendimi anlamayı beklemiorm.
anlamsızlıklarımda mutlu deil ama huzurluyum..

gel gelelim fasulyenin faydası da hiç umrumda olmadı..

28.01.2010

diferansiyelim geldi...

temiz geçti hak bu sefer...
güsel bi cansıkıntısı var eşitliğimin karşısında...
dier tarfta ne eksilrimi biliorm ne artılarımı...
şüpesiz,bilemediğim ve anlayamıyacağım bir paylaştırma sistemi var arkanda...
ve derin denklemler yatıor içinde bilmem kaç bilinmeyenli...
zoruma giden tek 1 nokta;
neden benm bilnmeynlerm sıfıra eşit çıkıor sürekli..
bu denli etkisiz olurcasına..

bi değer kazandıramdaysam bilinmeyene, bu zmana kdar.
bildiğime ne katabilrm şu saatten sonra?

"çözümsüz bir denklem misali çöz beni yaşanır et ey sevgili..."

2.10.2009

200

iniş çıkışlarla dolu bir hayat
gelgitlere bağlı duygu yumakları
aşşğı yukarı tesadüfi secenekler
ve
ileri geri hareketler....

dünya cidden 2 yüzlü...

20.09.2009

ii bayramlar.....

kilimci amca we onu meşhur oğlu...
çıkmışlar evlerinden.
amcamın yüzünde artık alıştım dercesine huzurlu bi gülmseme
yüryüşnde bi ağırbaşlılık ve acıların verdiği bi olgunluk..
bi elinde ,oğlunun eli.
o el ki,oğlunun her adımdan önce gözleri olan..
dier kolunda hanımı...
yürüyorlar yavaş yavaş ve dikkatli..

oğlunun cebinde şeker kabukları...her adımda kışırtı yapan.
dişlerinde aynada görünmeyen çürükler...
yüzünde herşeyden uzak,babasınınkine yakın bir tebessüm...
kullaklarında hassas bi inilti...
ve bunun verdiği bi sağduyu ile sorulan masum bi soru..
"geldik baba di mi?"

annenin gururlu ve kederli gülüşü...
ve arından onaylarcasına gözlerini kapatıp yaşlarını dökmesi...
çantasında; -ya evde yoksa- die hazır tuttukları kağıt ve kalemi...
kağıt üzerinde yarı okunaklı bi yazı ile "geldk,bulamadık.. ii bayramlar"
altnda ise bir imza "kilimci ailesi"

zilin bulunması ve 1-2 dkka zilin dile gelişi;
heycanlı bi çocuk sesi diafondan..
"kimo?"

daha da heycanlı sevecen;mutlu ve bayram neşesi kdar espirili bi ses tonu ile
başka bi çocuk sesi;
kilimcinin kör oğlu..